Farkındalık

Bilinçli Yaşamak

Bilinçli Yaşamak

Dünyanın neredeyse tüm büyük manevi ve felsefi geleneklerinde, çoğu insanın kendi varoluşunda “uyurgezer” gibi yaşadığına dair bir fikir vardır. Aydınlanma, uyanmakla özdeşleştirilir. Evrim ve ilerleme, bilincin genişlemesi ile özdeşleştirilir. 

 

Bilinç, yaşamın en yüksek tezahürü olarak algılanır. Bilinç biçimi ne kadar yüksekse, yaşam biçimi de o kadar ileri düzeydedir. Bilinç gezegende ilk ortaya çıktığı andan itibaren evrim merdiveninde yukarı doğru ilerleyen her yaşam biçimi, bir alt basamaktaki yaşam biçiminden daha ileri bir bilinç biçimine sahiptir. 

 

Kendi türümüz arasında, bu ilkeyi daha da ileri götürüyoruz:  

 

Artan olgunluğu,  

  • Daha geniş bir vizyon,  
  • Daha fazla farkındalık ve  
  • Daha yüksek bilinçle özdeşleştiriyoruz. 

 

Bilinç neden bu kadar önemlidir?  

Çünkü bilince sahip tüm türler için bilinç, hayatta kalmanın temel aracıdır — BİR ŞEKİLDE, BİR DÜZEYDE ÇEVREYİ FARK ETME VE BUNA GÖRE HAREKET ETME YETENEĞİ.  

 

Burada bilinci, temel anlamıyla kullanıyorum: “GERÇEKLİĞİN BAZI YÖNLERİNİN FARKINDA OLMA” veya bilinçli olma durumu. 

Ayrıca “bilinç”ten bir yeti olarak da söz edebiliriz — farkında olabilme niteliği olarak. 

 

Kavram oluşturma ve soyut düşünme” kapasitesiyle tanımlanan insanlara özgü bilinç biçimine ise “zihin” adını veririz. 

 

Daha önce tartıştığımız gibi, bizler (kavramsal düzeyde) bilinçli varlıklarız. Bu, doğamızın tasarımında olağanüstü bir seçenek barındırdığı anlamına gelir:  

 

  • Farkındalık arayışında olmak ya da bununla uğraşmamak (ya da aktif olarak bundan kaçınmak),  
  • Gerçeği aramak ya da bununla uğraşmamak (ya da aktif olarak bundan kaçınmak),  
  • Zihnimizi odaklamak ya da bununla uğraşmamak (ya da daha düşük bir bilinç düzeyine inmeyi seçmek). 

 

Başka bir deyişle, güçlerimizi kullanma ya da hayatta kalma ve refah araçlarımızı altüst etme seçeneğimiz vardır. Bu öz yönetim kapasitesi bizim gurur kaynağımız ve bazen de yükümüzdür. 

Bilinç Neden Bu Kadar Önemlidir

———————————————————————————————– 

Zihnimiz hayatta kalmak için temel aracımızdır. Ona ihanet edersek, öz saygımız zarar görür. 

———————————————————————————————– 

Faaliyetlerimize uygun düzeyde bir bilinç getirmezsek, bilinçli yaşamazsak, kaçınılmaz sonuç olarak öz yeterlilik ve öz saygı duygumuz azalır.  

 

Zihinsel bir sis içinde hayatımızı sürdürürken kendimizi “yetkin” ve “değerli” hissedemeyiz. ODAK ÖNEMLİ KAFA KARIŞIKLIĞI DEĞİL. 

 

ZİHNİMİZ HAYATTA KALMAK İÇİN TEMEL ARACIMIZDIR. ONA İHANET EDERSEK ÖZ SAYGIMIZ ZARAR GÖRÜR.  

 

BU “İHANETİN” EN BASİT ŞEKLİ, RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLERDEN “KAÇINMAKTIR.”  

 

BİLİNÇLİ OLMAK RAHATSIZ EDDİCİ GERÇEKLERLE BAŞ ETMEK; ÇÖZÜM ARAMAK… 

 

ZİHNİMİZ HAYATTA KALMAK İÇİN TEMEL ARACIMIZDIR. ONA İHANET EDERSEK ÖZ SAYGIMIZ ZARAR GÖRÜR.  

Örneğin: 

 

  • “İşimde elimden gelenin en iyisini yapmadığımı biliyorum, ama bunu düşünmek istemiyorum.” (Eylem Yok) 

 

  • “İşimizin giderek daha kötüye gittiğine dair işaretler olduğunu biliyorum, ama geçmişte yaptıklarımız işe yaramıştı, değil mi? Her neyse, bu konu çok canımı sıkıyor ve belki de sabırlı olursam durum bir şekilde kendiliğinden çözülür.” (Eylem Yok) 

 

  • “Haklı şikâyetler mi? Ne ‘haklı şikâyetleri?’ Eşim o deli kadın hakları savunucularının (feminizm yanlılarının) etkisinde kalmış. Bu yüzden bana yüklenip duruyor.” (Eylem Yok) 

 

  • “Çocuklarımın benden çok az zaman alabildikleri için acı çektiğini biliyorum, onlara zarar verdiğimi ve kızgınlık yarattığımı biliyorum, ama bir gün — bir şekilde — değişeceğim.” (Eylem Yok) 

 

  • “Ne demek çok içiyorum? İstediğim zaman bırakabilirim.”  (Eylem Yok) 
  • “Yeme alışkanlığımın sağlığımı mahvettiğini biliyorum, ama…”  (Eylem Yok) 
  • “Gelirimden fazla harcadığımı biliyorum, ama…” (Eylem Yok) 
  • “Sahte olduğumu ve başarılarım hakkında yalan söylediğimi biliyorum, ama…” (Eylem Yok) 

 

Düşünmek ve düşünmemek, gerçekliğe karşı sorumlu olmak veya ondan kaçmak arasında yaptığımız binlerce seçimle, ne tür bir insan olduğumuzu belirleriz. 

 

Bilinçli olarak, bu seçimleri “Nadiren” hatırlarız. Ama ruhumuzun derinliklerinde bunlar birikir ve bunların toplamı, “öz saygı” dediğimiz deneyimdir. 

———————————————————————————————– 

Öz saygı, kendimizle kazandığımız itibardır. 

———————————————————————————————– 

Hepimiz zeka açısından eşit değiliz, ancak zeka mesele değildir. Bilinçli yaşama ilkesi, zeka derecesinden etkilenmez.  

 

Bilinçli yaşamak,  

 

  • Eylemlerimize,  
  • Amaçlarımıza,  
  • Değerlerimize ve  
  • Hedeflerimize etki eden her şeyin farkında olmaya çalışmak,  

 

yeteneklerimizin elverdiği ölçüde, bu yetenekler ne olursa olsun, “gördüklerimize” ve “bildiklerimize” uygun davranmak anlamına gelir.  Bilinç, “GERÇEKLERİN” sorumluluğunu almak ve buna göre yaşamayı seçmek demektir.

 

Sevgili okuyucularım. diğer bir konum da kendini kabul etmekten bahsedeceğim. beni izlemeye devam edin.